ÇÖLYAK NEDİR?

Hasta değiliz sadece biraz seçiciyiz.

Son zamanlarda gündeme ve haberlere konu olan bir hastalıktan bahsediyoruz. Etrafınızda “çölyak hastası” vardır belki. Ama kaçımız bu hastalıktan, nedeninden ve semptomlarından haberdar? Umarım çölyak ile yaşamak zorunda olan bir yazar -yani ben- tarafından kaleme alınmış bu yazıda aklınıza takılan sorulara cevap bulabilirsiniz.

“Bağışıklık Sistemi”nden başlayalım. Tüm dünyayı sarsan Covid Pandemisinden sonra bağışıklık sistemimizin ne kadar önemli olduğu herkes tarafından farkedildi. Gelin şimdi çölyak hastaları açısından bağışıklığın neden önemli olduğundan bahsedelim.

Bağışıklık sistemi insan vücudunda olmaması gereken yapılara karşı savaş açar. Enfeksiyon ve kanser hücreleri gibi. Böylece o maddeler vücudumuza girdiğinde görece hafif bir savunma tepkisi ile hastalık atlatılmaya çalışılır. Ama çölyak hastası olan bizlerin bağışıklık sistemi biraz daha farklı çalışıyor. Neredeyse yediğimiz her besinin içinde bulunan gluten adı verilen proteine sanki zararlıymış gibi güçlü bir tepki gösteriyor. Bazılarımızda gluteni sindiren yapılarda da bu tepki mevcut. Bunun vücudumuza yansıması bağırsaklarımız üzerinden oluyor ve iltihaplanma benzeri tepki gerçekleşiyor. Sonuç olarak kanımızda oluşan bağışıklık yanıtı bağırsak yapımızı değiştiriyor ve vücudumuza zarar veriyor aslında bu yolla kendi kendimize zarar vermiş oluyoruz.

Buğday, arpa, çavdar, ekmek, pasta gibi gıdaların içerisinde bulunan “gluten”e karşı yatkın kişilerde vücudun göstermiş olduğu sapmış bağışıklık yanıtından dolayı Çölyak Hastalığı ortaya çıkıyor. Bu yanıtla birlikte bağırsaklar tahrip olduğu için diğer gıda maddelerinin emiliminde de kayıplar yaşanıyor. Bağırsak tüm besinlerin vücudumuza katıldığı ve son zamanlarda ikinci beyin olarak da adlandırılan en önemli yapılardan birisidir ve Çölyak hastalarında gluten tüketilmeye devam ederse tüm besinlerin emilimi bozulur. Buna bağlı başka hastalıklarla da baş etmemiz gerekir.

Glutenin neredeyse marketlerde satılan çoğu gıdada, dışarıda yenilen her yemeğin içinde olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Bizim özel beslenmemiz ve “bulaş” olayına bile çok dikkat etmemizin sebebi budur. Umarız ileride bizim de yararlanabileceğimiz glutensiz alternatifler yaygınlaşır.

ÇÖLYAK NEDEN ORTAYA ÇIKAR?

Net bir fikir birliğine varılamamış olsa da genetik (HLA-DQ2/ HLA-DQ8) ve çevresel (adenovirus tip12) üzerinde duruluyor. Araştırmalar hala devam etmekte.

ÇÖLYAK HASTALIĞI EPİDEMİYOLOJİSİ VE DEMOGRAFİK VERİLERİ NELERDİR?

Çölyak hastalığı, Afrika ve Asya’da artan bir insidans ile Batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde en yaygın olanıdır. Kadınlar erkeklerden biraz daha fazla etkilenir.

Çölyak hastalarının yaş dağılımı, birincisi 8-12 aylıkken, ikincisi üçüncü ila dördüncü dekatta olmak üzere iki modludur. Ortalama tanı yaşı 8,4 yıldır (Aralık, 1-17 yıl). Çölyak hastalarının yaklaşık %20’si 60 yaşın üzerindedir. Bir 2018 sistematik incelemesi ve meta-analizi, çölyak hastalığının küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu kaydetti. Bu durumun genel prevalansı serolojik bulgulara göre %1.4 ve biyopsi bulgularına göre %0.7’dir. Bununla birlikte, çölyak hastalığının prevalansı cinsiyet, yaş ve yer gibi faktörlere göre değiştiğinden, spesifik ulusal popülasyona dayalı prevalans çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Avrupa’da yaklaşık 3 milyon kişinin ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 3 milyon kişinin daha çölyak hastalığından etkilendiği tahmin edilmektedir. Çölyak hastalığı, ılıman iklime sahip Avrupa ülkelerinde yaygındır. Çölyak hastalığının en yüksek prevalansı İrlanda ve Finlandiya’da ve Avrupalıların göç ettiği yerlerde, özellikle Kuzey Amerika ve Avustralya’dadır. Bu popülasyonlarda Çölyak hastalığı yaklaşık 100 kişiden 1’ini etkiler. Afrika (Saharawui nüfusu), Asya (Hindistan) ve Orta Doğu’daki belirli popülasyonlar arasında Çölyak hastalığı insidansı artmaktadır.

ÇÖLYAK BELİRTİLERİ VE TEDAVİ EDİLMEMESİ DURUMUNDA ORTAYA ÇIKACAK SONUÇLAR

Ülkemizde her yüz kişiden birinin çölyak olduğu tahmin ediliyor fakat çölyaklı kişilerin %10’u hastalığının farkında olmadığını biliniyor. Çevremizdeki insanların farkında olmadığı için bu durumdan muzdarip olması işten bile değil. Hatta bu yazıyı okurken siz bile çölyak hastası olduğunuzu fark edebilirsiniz. Bu yüzden hepimizin çölyağın belirtileri ve önlenmezse ortaya çıkabilecek üzücü durumlar hakkında bilgi sahibi olması çok önemli.

Çölyak hastalığı çok farklı semptomlar ve bulgularla kendisini gösterebiliyor. Bazı hastalarda bulgular belirgin olurken, bazılarında çok hafif görülebiliyor. Bu özelliği nedeniyle hastalık klasik çölyak, atipik çölyak, sessiz çölyak ve potansiyel  çölyak gibi farklı klinik tablolarda değerlendiriliyor.

  • Klasik Çölyak

Daha çok süt çocukları ve küçük çocuklarda, yaşamın 6-24. aylarında gluten alımı başladıktan sonra ortaya çıkıyor.

Büyüme geriliği,  kronik ishal, karında şişlik, halsizlik, iştahsızlık, kusma, kas zayıflığı gibi belirtiler görülüyor. Emilim ve sindirim bozukluğu ön planda oluyor. Demir, folik asit ve D vitamini eksikliği (kemik gelişme bozuklukları) sıkça görülüyor.

  • Atipik Çölyak

Çölyağın bu türüne ise genellikle 5-6 yaş üstü büyük çocuklarda ve erişkinlerde rastlanıyor. Genellikle bulgular çok hafif görülüyor ve sindirim sistemi dışı bulguları ön planda oluyor. Hastalar sadece tek belirtiyle bile doktora başvurabiliyor.

Boy kısalığı, pubertede (ergenliğe girişte) gecikme, diş minesi problemleri ve demir eksikliğinin yanında sindirim sistemine ait tekrarlayan karın ağrısı, bulantı, kusma ile kabızlık gibi tipik olmayan bulgular görülebiliyor.

Bu hastalara tanı koymak oldukça zor. Söz konusu şikayetleri olan kişilerde çölyak hastalığının mutlaka düşünülmesi gerekli.

Açıklanamayan demir, folik asit ve B12 vitamini eksikliği ile kemik gelişme problemleri, tekrarlayan karın ağrısı, karın şişliği gibi durumlarda da çölyak hastalığı aklımızın bir köşesinde bulunmalı.

  • Sessiz Çölyak

Bu tip çölyak, genellikle Çölyak açısından herhangi bir şikayeti bulunmayan kişilerin yakınlarına çölyak hastalığı teşhisi konmasının sonucunda ortaya çıkıyor. Eğer sizin de ailenizde çölyak hastalığı bulunan birey varsa en kısa sürede çölyak için aile taraması yapmanız Sağlık Bakanlığı tarafından öneriliyor.

  • Potansiyel  Çölyak Hastalığı

Çölyak testlerinde pozitif sonuç çıkan, ancak ince bağırsak biyopsileri normal ya da minimal değişiklik gösteren bir durum. Sonraki yıllarda gluten hassasiyeti çıkacağından düzenli doktor kontrolünde izlem yapılıyor.

Hiçbir tıbbi girişim veya kimyasal tedavi olmadan sadece glutensiz beslenerek bütün hastalık belirtileri ortadan kalkabilecekken hastalığının farkında olmayan bireyler çölyak nedeniyle;

• Besin Emilim Problemleri

• Kalsiyum ve K vitamini eksikliği

• Depresyon

• Osteoporoz

• Büyüme geriliği

• Birçok türde anemi

• Kısırlık, düşük gibi birçok üzücü durumla karşılaşabiliyor. İlerleyen ve çok uzun süre tedavi görülmeyen hastalarsa maalesef tablo ağırlaşırsa lenfoma, kalın-ince bağırsak kanserleri gibi hayatı tehdit eden hastalıklar bile söz konusu oluyor.

            Sevdiğimiz insanların tanısı ve tedavisi bu kadar kolay olan çölyak sebebiyle ortaya çıkacak çok daha ağır hastalılarla karşı karşıya kalması hepimiz açısından çok üzücü. Bu durum, toplumda sıkça rastlanan fakat on hastadan dokuzunun farkında olmadığı çölyak konusunda bilgi sahibi olmanın, belirtileri ve sonuçlarını bilmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

ÇÖLYAK TANISI NASIL KONUR?

Tanıda en önemli nokta hastalığın akla gelmesidir. Klinik belirti ve bulguları olan hastalarda serolojik ve histopatolojik bulgular ile tanının doğrulanması gerekir.

1. Serolojik testler: İlk aşamada yapılan girişimsel olmayan testlerdir.

A.  Doku transglutaminaz antikor IgA: İlk tercih edilecek testtir.

B.  Anti-endomisyum antikor IgA

Çölyak hastalığında (ÇH) normal populasyona göre selektif  IgA eksikliği daha yüksek orandadır  ve  serolojik  testlerde  kullanılan  antikorlar  da  IgA  özelliğindedir, bu  yüzden  IgA  eksikliğinin  araştırılması  ve  sonucuna  göre  gerekirse  IgG özelliğindeki antikorlar ile tanının desteklenmesi önemlidir.

Bu testler hastanın diyetine uyumunu değerlendirmede de kullanılmaktadır. Genelde glutensiz diyete başlandıktan 6-12 ay sonra bu testlerin negatifleştiği gözlenmektedir. Antigliadin antikorları (IgA, IgG) duyarlılığının düşük olması nedeniyle tanıda önerilmemektedir.

2. İnce bağırsak biyopsisi: Serolojik testleri pozitif olan hastalara üst gastrointestinal sistem endoskopisi ile biyopsi yapılması gerekir. Endoskopi sırasında duodenumda bazı görüntüler (taraklaşma, mozaik görünümü) ÇH için uyarıcı olacaktır.

*Biyopsi hasta gluten içeren diyet alırken yapılmalıdır.

3. Histopatolojik Bulgular: Biyopsi örneklerinde villus atrofisi, kript hiperplazisi ve intraepitelyal lenfosit artışı ÇH lehine bulgulardır.

Mümkün olabiliyorsa genetikte HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 alellerine bakılması özellikle tanısında şüphe olan hastalarda yardımcı olabilir.

ÇÖLYAK TEDAVİSİ NEDİR?

Tedavi, ömür boyu sürecek glutensiz diyettir. Bu tedaviye sıkı bir şekilde uyulması hastalığın prognozu açısından önemlidir. Henüz alternatif tedavi yoktur. Sadece en az toksik prolamin içeren yulafın kararlı giden hastalarda diyete sokulması konusunda çalışmalar olmakla birlikte henüz kesin bir fikir birliği yoktur. Yine daha az immünojenik olan Etiyopya tahılı “tef ”, “sorghum” (süpürge darısı), “millet” (akdarı), “Buck wheat” (karabuğday) gibi bölgesel tahılların üretilmesi ve diyete sokulması çabaları da devam etmektedir. Gluten veya diğer toksik prolaminleri içermeyen başlıca tahıllar mısır ve pirinçtir. Diyetteki ana tahıl grubunu bunlar oluşturur. Ancak son yıllarda glutenden arındırılmış buğday unu ve bu undan yapılan ürünler de çölyak hastalarının diyetinde yer almaktadır.

Glutensiz diyet hazırlanması, yiyeceklerin hazırlanması sırasında ya da kullanılan her türlü kişisel bakım ürününün gluten ile kontaminasyon olasılıklarının tüm ayrıntıları ile bilinmesi ve hastalar ile onlara bakmakla yükümlü yakınlarının bu konuda eğitimi de tedavi sürecinin çok önemli bir bölümüdür.

Eksikliği olan vitamin ve diğer besin ögeleri destekleyici tedavi olarak akut dönemde glutensiz diyet yanında hastaya başlanır. Başlıca demir, B12 vitamini, folik asit, çinko, kalsiyum ve D vitamini desteği ile diğer vitamin, eser element destekleri gerekebilir. Barsak epitelinin hasarına bağlı gelişen sekonder disakkaridaz eksiklikleri için de barsak epiteli rejenere olup emilim düzelinceye kadar -ilk haftalarda- süt, süt ürünleri, meyve ve meyve sularından kaçınılır.

İleri dönem komplikasyon gelişmesi halinde steroid ve azatiopürin, siklosporin gibi immün supressif ilaçlarla tedavi yapılabilir. Yanıt alınamazsa total parenteral beslenme de uygulanır.

GLUTENSİZ DİYET NASIL OLMALIDIR?

  1. Glutensiz beslenmede kontaminasyon sık yaşanabilir ve bu durum sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Bu yüzden kullanılan malzemelere ve araç-gereçlere daha fazla özen gösterilmelidir. Örneğin buğday unu ile hazırlanmış mutfak malzemeleri iyice temizlendikten sonra tekrar kullanılmalıdır.
  2. Glutensiz ve gluten içeren besinler farklı yerler bulunmalıdır ve yan yana saklanmamalıdır.
  3. Yemek pişirme ve depolama alanları iyi temizlenmeli ve besinlerin birbiri ile karışması önlenmelidir.
  4. Dışarıda yemek yenilecek ise menüler özenle incelenmeli ve yemeğin içeriğine dikkat edilmelidir.
  5. Gluten intoleransı bulunan bireylerin özellikle dışarıda yemek yemeleri zor olabilir. Bu yüzden daha çok ızgara et, tavuk, balık gibi ana yemeklerin yanında buğulama sebze, yoğurt ve salata çeşitleri tercih edilebilir.

GLUTENSİZ GIDALAR NELERDİR?

Glutensiz beslenme ve gluten diyeti programında aşağıdaki besinleri veya gıdaları rahatlıkla tercih edebilirsiniz.

  • Taze meyve ve sebzeler
  • Kuru fasulye, nohut, mercimek, soya fasulyesi, barbunya gibi bakliyat çeşitleri
  • Fındık, ceviz, badem gibi işlenmemiş kabuklu kuruyemişler
  • Süt, peynir, yoğurt, kefir, ayran gibi az yağlı süt ve süt ürünleri
  • Yumurta, tavuk, kırmızı et, hindi eti, balık ve diğer deniz ürünleri gibi protein kaynakları
  • Patates, mısır, pirinç, karabuğday, kinoa, teff, keten ve chia tohumu gibi tahıl grubunda yer alan besinler
  • Mısır, soya, pirinç, patates ve fasulyeden yapılmış glutensiz unlar
  • Mısır nişastası ve patates nişastası
  • Tüm katı ve sıvı yağlar
  • Toz şeker, beyaz şeker ve esmer şeker

NELER YENİLMEZ, HANGİ BESİNLERDE GLUTEN BULUNUR?

  • Ekmek başta olmak üzere simit, lavaş, pide ve hamur gibi yiyecekler
  • Makarna, kuskus, bulgur ve hububatlar
  • İrmik ve şekerlemeler
  • Pasta ve kek türevleri
  • Malt, malt tatlandırıcısı ve malt ürünleri bulunan yiyecek ve içecekler
  • Buğday unu ile yapılan yiyecekler
  • Patates kızartması, cips ve işlenmiş etler
  • Salata sosları ve soslu kuruyemişler

ÖRNEK BİR GLUTENSİZ DİYET

Kahvaltı:        

  • 1 dilim beyaz peynir
  • 1 adet haşlama veya tavada yumurta
  • 4 adet zeytin + Domates- Salatalık
  • 1-2 dilim glutensiz ekmek

Kuşluk:

  • 1 porsiyon taze meyve + Bitki çayı

Öğlen:

  • 100-120 gr Izgara et/tavuk veya 1 porsiyon bakliyat yemeği
  • 1 bardak ayran
  • Mevsim salata
  • 3 kaşık pirinç pilavı veya 1 dilim glutensiz ekmek (25 gr)

İkindi: 

  • 1 porsiyon taze meyve + 2 adet ceviz içi

Akşam:   

  • 1 porsiyon sebze yemeği
  • 1 kase yoğurt
  • 1-2 dilim glutensiz ekmek

Gece: 

  • 1 bardak süt + 5-6 adet çiğ badem

OKULUMUZDA GLUTENSİZ YEMEKHANE OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Glutensiz Yemekhane’nin kuruluşunu en akıcı ve anlaşılır biçimde nasıl aktarabilirim bilmiyorum, bildiğim tek şey bu soruyu kendime sorarken bile aşağıda yer vereceğim paragraflarda görünmez kalemle yazılmış satırların var olacağı. O satırları dolma kalemle yazsam bile yaşandığı gibi anlaşılmayacak biliyorum; bu yüzden sizler için bazı kelimeler kullanabilirim: başlangıç, alışmak, farketmek, umut, hayal kırıklığı, statü, merak etmek, dönüş, kızgınlık, çığlık, kulak vermek, ışık, soru, unutmamak, tohum. Bu meselenin özetini burada yapıyor ve kapatıyorum. Her şeyden sonra gelen nasıl mı başladı? İşte, tam olarak böyle. Yazmakla ve okunmakla. Onun gerisinde çabayla, vazgeçmekle, dirilmekle, bir olmakla başladı.

Fakültemde yalnız olduğumu düşünürken, kafede birinin, masanın üzerindeki glutensiz krakerimi nereden aldığımı sormasıyla başlayan bu heyecan sonraki zamanlarda bana umut kattı. Fakültede yalnız olmadım, yerleşkede yalnız olmadım, üniversitede yalnız olmadım. O zaman için vesileler ile tanışarak veya çabayla bulduğumuz sayıya göre sekiz çölyak hastasıydık. Altı öğrenci iki öğretim görevlisi. Öğretim görevlisi dediğime bakmayın, bir arkadaş bir çölyakdaş olmuşlardır en başından beri.

Lisans hayatımın son yılıydı, beni fakültemde yalnız olmadığım için mutlu eden kişi diyeti bıraktığını, koşulların buna el vermediğini söylemişti. “Teşhisten sonra diyeti bırakmak, diyete hiç başlamamaktan daha iyidir.” derler doktorlar. Yaşadıklarımı, ihtimalleri, riskleri anlattım ama ikna edemedim. İşin kötü yanı haklıydı. Diyeti bırakmak zorunda kalmakta öyle haklıydı ki… Sorular sordum kendimce ve cevaplarını bulamamaktan ziyade değiştirememekten öfkelendim. Son yılımdı, her gün büyük çanta kullanmama sebep olan kocaman bir yemek termosunu sırtıma alarak karnımı doyurmaya çalıştım hep. Kalan zamanın önemi yoktu. Fakat sonra? Sonra gelecekler? Sonra kalacaklar? Altı çölyakdaş bir karar aldık ve rektörlüğe kendimizi tanıtan, derdimizi anlaşılır kılmaya çalışan mesajlar yazdık. Yarı umutlu yarı umutsuzken kısa süre içinde hepimize tek tek geri dönüş yapıldı. Çocuklar gibi şendik, çünkü merak edildik. Dinlenmek istedik, anlatmamızı istedi birileri. “Nadir” insanlar için öyle az denk gelinen bir durum ki bu, nadirliğe yakışır anca…

Hep birlikte rektörlüğe gittik, önce aracı yetkili isimlerle görüştük ki bu görüşme itiraf etmeliyim ki hiç beklemediğimiz kadar samimi, ılımlı ve kararlı bir görüşme oldu. Statü kavramını iliklerimize nakşederek o kapıdan adım atmamıza rağmen çok kısa bir süre içinde bu kavram önemsizleşti, büyük bir rahatlık içinde arkamıza doğru yaslanabildik. Bunu her yerde yapamazsınız, hele ki en ciddi olmanızın gerektiğini düşündüğünüz atmosferde karşıdaki bunu kırmadığı sürece yapamazsınız. Hastalığımızı, yaşam biçimimizi, çapraz bulaşmayı anlattık ve tüm bunları ele alarak bizler için yemek oluşturulabileceğini söylemediler, direkt “oluşturuyoruz” dediler. Biz gelmeden zaten her şey hazırlanmış gibiydi, tek eksik bizden öğrenecekleri glutensiz beslenme bilgileriydi. Evet, bir şeyler olacağı zaman, en zor koşullarda aşılmaz olarak görünen dağlar bile gerçekleşecek olanın önünde engel olarak duramıyormuş. Biz bir yemekhane değil yalnızca bizim suskunluğumuzun anlaşılacağı bir oda kazandık, bu odanın içine bir abla ve iki abi girdi, oturacakları yeri dert etmeden bir minderle bizi dinleyen insanlar kazandık.

Her şey öyle hızlı gelişti ki, kaderin bize sunduğu bomboş bir mekan bizim için değerlendirildi. Çapraz bulaş riskinden kaynaklı alınan yepyeni mutfak ekipmanları, kilometrelerce öteden getirilen glutensiz ekmekler, yemeklerde kullanılmak üzere alınan glutensiz ürünler, glutensiz yaşamı öğrenmeye çalışırken gayet başarılı menüler ortaya koyan aşçı ve ablamız olan aşçı yardımcısı… Henüz üçüncü sınıftayken, ilk teşhis aldığım aylarda, okulda glutensiz bir yemek yeme hayalini kurarken böylesine özel, böylesine muhteşem ve böylesine eksiksiz bir yeri tasarlayamamıştım kafamda. Çünkü yapılmazdı. Gezegen yaşantısında herkesin özel olarak nitelendirdiği insanlar olmamıza rağmen kim bize bu kelimeyi hissettirebilir ve yaşattırabilirdi ki? Her öğlen gülümseyerek girdiğim yemekhanenin kapısı bana hayalleri sınırlı tutmamayı öğretti. Bir çocuk gibi kurmalıydı hayali, olabildiğince sınırsız, olabildiğince gerçeğin aksine, olabildiğince detaylı.

Yemekhane kurulalı 2 yıl oldu; şimdilerde benim mezuniyet yaşımda. Glutensiz Yaşam Topluluğu ismi bir insan olsaydı tek yumurta ikizi Glutensiz Yemekhane olurdu. Zira ikisi de aynı zamanda, aynı amaçla, aynı koşullar altında ve aynı insanlarla kuruldu. Bu iki oluşum sayesinde çölyaklı sayısı sekiz yerine on dört oldu; sesimizi daha fazla duyurmak ve glutensiz lezzetleri öğrencilere tattırmak için düzenlediğimiz glutensiz kermes sayesinde çölyaklı olmayan fakat bizden biriymiş gibi hissettiren sekiz gönüllümüz oldu. Şimdi bu insanların yarısı mezun oldu yarısı hâlâ öğrenimine devam ediyor. Geride ne kaldı derseniz, hiçbir şey. Geride kalan bir şey olmadı, devam eden her şey dışında. Bu oluşum şimdinin devamı niteliğinde, geride kalacak olan bizleriz. Bundan beş yıl sonra bu yemekhaneyi, ülkede çölyak üzerine ilk defa kurulan bu topluluğu yaşatacak isimler önemli olan. Bu döngü bir dönme dolap ise, onlar da bizden sonraki gelen en güzel renkteki salıncak olacak. Biz salıncağımıza az boya getirebildik, bir iki balon şişirebildik; onların boyaları da fırçaları da balonları da çok olacak buna gönülden inanıyoruz.

Gri duvarlar arasında olabilecek en büyük zorlukları yaşayan bizlere rengarenk bir kapı sunduğu ve bu kapıda bizlerle aynı sofrada samimi sohbetler içinde bulunduğu için sayın Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet ATAÇ hocamıza, bizden hiçbir zaman muhabbetini ve desteğini esirgemeyen iki güzel insan SKS Daire Başkanı Süleyman DAŞKIN ve SKS Beslenme Hizmetleri Şube Müdürü Selda ÜNAL’a teşekkürü bir borç biliriz. Bizim hayatımızı fiilen ve manen kolaylaştırdıkları için kendilerine minnettarız, ömür boyu da minnet duyacağız. Lisans hayatımı tanımlarken bana en çok çölyağı kattı derdim. Şimdi değiştiriyorum: Lisans hayatı bana bu üç önemli ismi; bir glutensiz kahveye anlam olan, ailelerinin aç kalacaklar diyeti bırakacaklar diye göndermek istememelerine rağmen okumak için mücadele eden Emirhan YÜCE, Betül GÜLMEZ, Dilara KORKMAZ, vesileler ile tanıştığım Ayşen BİLENER, Mustafa Cem ONAN, Ceren CEYLAN, Merve DEMİR, Ecem KAYNAR çölyakdaşlarımı; odasına ne zaman uğrasam benim dert ortağım, az önceki isimlerini saydığım çölyadaşlarımdan manen hiçbir farkı olmayan, akıl hocalarım Dr. Öğretim Üyesi Selda İLDAN ÇALIM ve bu sıfatlara ek olarak topluluğumuzun danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Rana ŞEN DOĞAN’ı kazandırdı. Üniversitede çölyakla hayat bana yalnızca hasta insanların değil; kimi sağlıklı insanların da empati yapabileceğini, anlamak için çaba göstereceğini, kısık sesimize daha gür bir sesle eşlik edeceğini veya mikrofon uzatabileceğini kattı. Glutensiz Yemekhane 2020 yılında işte böyle kuruldu, okunmakla ve merak etmekle.

Ayşegül KILINÇ

Glutensiz Yaşam Topluluğu kurucu başkanı

Mezun öğrenci

https://www.mcbu.edu.tr/Haber/ManisaCelalBayarUniversitesindeGlutensizYemekUygulamasiBasladi_16_08_30

M. Kutlukhan Perker – Kelebek Vadisi
https://eskikitaplarim.com/showthread.php?p=273696

https://www.trthaber.com/haber/saglik/saglik-bakanligindan-colyak-rehberi-404679.html

https://samsunism.saglik.gov.tr/TR-212683/9-mayis-dunya-colyak-gunu.html

https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/saglikli-beslenme-hareketli-hayat-db/Colyak/Afis-ve-Brosurler/Colyak_Afis_Ye_Yeme_Basilan.pdf

http://www.colyakankara.org.tr/wp-content/uploads/2014/11/4.jpg

KAYNAKÇA

Loading